Kategoriler
Köşe Yazılarım

Bu satırlar üç gün bekledi

Bu satırları üç gün önce yazdım,

ama yayınlanmak için üç gün bekledim.

En nihayetinde şu acı sonuca vardım:

x x x

Kategoriler
Köşe Yazılarım

Ben Mehmet, Sen Mehmet, O Mehmet… Alın size üç Mehmet!

Çok kısa bir yazı olacak bundan emin olun.

Üç maymunu bilirsiniz;

biri görmedim der,

biri duymadım der,

biri bilmiyorum der…

Kategoriler
Köşe Yazılarım

Mecburi “Hizmetçilerden” 180 Günlük Mektup!

Bir ülke düşünün…

100. yıl hayalleri kursun, en büyük on ekonomiden biri olacağız desin, ilimde ve bilimde dünyanın merkezi haline gelmeyi hedeflesin,

X X X

Bir ülke düşünün…

Bilimselliği yıllarca ahbap çavuş ilişkisi ile yürüsün, en büyük üniversiteleri amca – dayıoğulları ile doldursun…

X X X

Bir ülke düşünün…

Orası her zamanki gibi Türkiye olsun…

X X X

Kategoriler
Köşe Yazılarım

Kan, Gözyaşı, Gurur ve Acı: İzmir

Haziran, sıcak susuz bir yaz.

Hele ki Girit’te daha sıcak…

Sorun bakalım bugünle ne ilgisi var?

x x x

“Halepa” sözleşmesinin uygulanmasını isteyen Rumlar, Girit adasına Hıristiyan vali atanmasını ister; bununla da kalmaz, dilde, dinde, hukukta özerklik ister. Aslında kargaşa karışıklık ister canları.

İstanbul’a kadar ulaşır haberler; Osmanlı önce Kara Todori Paşa’yı, sonra da Turhan Paşa’yı; Girit’e vali olarak atar. Ama önlenemez karışıklıklar. Rumlar, Türklere karşı amansız bir terör uygulamaya başlar. Ortalık karışır.

Avrupa’nın müdahalesinden çekinen Osmanlı, 16 tabur gönderir Girit’e. Avrupa baskı yapar “Halepa” sözleşmesinin uygulanmasını ister. Baskılara dayanamayan Osmanlı, Sisam eski prensi Georgis Beroviç’i atar vali olarak adaya.

Durmaz yine de Rumlar, hep daha fazlasını ister de, ister. İç savaş çıkar.

Türkler de ayaklanır, Rumlara verilen imtiyazı protesto eder. Ortalık karışır da karışır. İlerleyen dönemde; Teselya’da Türk – Yunan savaşır… Sonrası malum… Balkanlarda yaşanan onlarca savaş yüzbinlerce şehit, mahvolmuş bir toplum, göç eden yüzbinler…

x x x

O insanların torunları olan İzmirliler belki hatırlamazlar ama toplumsal hafızaya aktarılmıştır yaşananlar.

O yüzden İzmir sakin bugün.

Ama…

Hangi İzmirlinin yüreği sızlamaz Selanik Türkü’sünde?

Hangi İzmirli Girit’in böreğini, Atina’nın Foça’sını unutabilir.

Foça demişken, Atina’nın ilçelerinden biri de Foça’dır. İzmir’den göçen Foçalı Rumlar yaşar orda.

x x x

Unutmaz, unutamaz.

Ama bir hatırlamaya başlarsa, neler olur siz o zaman düşünün bakalım.

Düşmana ilk kurşunu atan, binlerce kilometre yolu yayan yürüyen, o vatanın evlatları susar mı, susmaz mı…

İzmir o günlerin birliğini, beraberliğini bugün tekrar yaşadı. Yaralı Mehmetçiğe kendinden bir parçayı yani kanını bağışladı.

O çapulcular 20 yılda bu kadar olamadı, ama İzmir bir mesajla 20 dakikada 4.000 ünite kan topladı.

Ağlayarak, koşarak ve elbirliği ile…

Haklı bir gurur ve toplumsal hafızanın itidali çağrıştıran sükunetiyle.

Ama nereye kadar?

Kan, gözyaşı, gurur ve acı?


Kategoriler
Köşe Yazılarım

Sağlık Politikası: “Tabipler Birliği, Hükümet’e destek verdi!”

Sağlık Politikası: “Tabipler Birliği, Hükümet’e destek verdi!”

Bu reform ne getiriyor, ne götürüyor?

Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kasım ayında yapılacak olan Başkanlık seçimleri yaklaşırken, “Obamacare” en ciddi gündem maddesi olmaya devam ediyor. Bizden bu kadar uzakta yaşanan tartışmanın, Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendirmesinin en önemli sebebi ise; Türkiye’de sağlık sigortası ve sosyal güvenlik alanında atılan adımların; “Obamacare’in” düzeltmeye çalıştığı yönlerle ciddi benzerlik göstermesi. Temelde “Obamacare” özel sigorta şirketlerinin toplum üzerinde yarattığı “sağlık hizmeti alamama sıkıntısını” ortadan kaldırmayı hedefliyor.